Film noir’ın femme fatale figürü genellikle aynı anlatı içinde konumlanır: baştan çıkaran, erkeği yoldan çıkaran, sonunda ise ya cezalandırılan ya da çöken bir kadın. Bu anlatı çoğu feminist okumada, kadının “tehlikeli arzusu” üzerinden açıklanır. Kadın burada erkeğin düzenini bozan, onun kimliğini tehdit eden bir güçtür. Ancak bu yorum, meseleyi yüzeyde bırakır. Asıl tehdit, kadının ne yaptığı değil, neyi açığa çıkardığıdır.
Lacancı çerçevede düşünüldüğünde, “Kadın yoktur” önermesi, kadının ontolojik olarak eksik ya da yetersiz olduğunu değil, kadının simgesel düzende tam olarak temsil edilemeyen bir konumda olduğunu ifade eder. Kadın, bütünlüklü bir kategori değildir; bu yüzden erkek öznenin fantazmatik yapısında bir boşluk olarak işlev görür. Bu anlamda kadın, erkeğin arzusunun nesnesi olmaktan çok, onun semptomudur.
Femme fatale figürü tam da bu noktada devreye girer. Onun “büyüleyici” oluşu, bir özden değil, bir maskeden kaynaklanır. Bu maske, aslında bir yokluğu örter. Erkek özne, bu maskeye bağlanarak kendi arzusunu organize eder. Ancak anlatının sonunda, bu maske çöker. Kadın histerik bir çöküş yaşar; ve tam da bu çöküş, onun asıl işlevini açığa çıkarır.
Burada kritik bir tersine çevirme gerekir: Kadının tehditkar oluşu, onun “fazla arzulu” ya da “sınırsız keyif sahibi” olmasından gelmez. Aksine, tehdit, fantazinin dağılmasıyla ortaya çıkar. Yani erkek öznenin dünyasını düzenleyen anlam koordinatları çöktüğünde.
Femme fatale’in histerik çöküşü, genellikle bir zayıflık ya da yenilgi olarak okunur. Oysa Lacancı anlamda bu çöküş, fantazinin çöküşüdür; yani öznenin, kendini taşıyan yanılsamadan kopmasıdır. Kadın, bu noktada artık bir “maskeli nesne” değil, boşlukla temas eden bir özneye dönüşür.
Ve tam da burada ölüm dürtüsü devreye girer. Bu ölüm dürtüsü, biyolojik ölüm isteği değildir. Daha çok, öznenin kendi sembolik kimliğini askıya alma, kendi kurucu yanılsamasını terk etme kapasitesidir. Femme fatale, bu noktada erkeğe iki seçenek bırakır: Ya arzusundan vazgeçer ve eski kimliğine geri döner, ya da bu boşlukla yüzleşir ve kendi özne konumunu riske atar. Dolayısıyla film noir’daki asıl tehdit, kadının erkeği “mahvetmesi” değildir. Tehdit, kadının erkeğe kendi öznel yapısının kırılganlığını göstermesidir.
Kaynak
Slavoj Zizek, Yamuk Bakmak / Popüler Kültürden Jacques Lacan’a Giriş
Leave a ReplyCancel reply