Dışadönük Akli Tiplerin (Te ve Fe) Özeti

“…iki tipe akli ya da yargılayan tipler dedim; çünkü belirgin özellikleri akıl yürütme ve yargıya varma işlevlerinin galabe çalması. İki tipin de hayatının büyük ölçüde akli yargıya bağlı olması genelde ayırt etmeye yarayan bir emaredir.” (Psikolojide Tipler, s. 378).

Dışadönük akli tipler; yani dışadönük düşünür (Te) ve dışadönük hisseden (Fe), için belirleyici olan şey, bilinçte yargı işlevinin (thinking ya da feeling) egemen olması. Bu insanlar için yaşam, sürekli bir “değerlendirme”, “ölçme”, “karar verme” sürecidir. Olaylar onlar için kendiliğinden akıp gitmez; mutlaka bir ilkeye, ölçüte veya değerlendirici bir bakışa bağlanır. Dışadönük düşünür (Te) için bu ölçüt nesnel, genel-geçer kurallardır. Olayları akılcı, mantıksal, toplumsal veya bilimsel sistemlere göre düzenler. Dışadönük hisseden (Fe) için ölçüt toplumsal duyarlılık ve ilişki normlarıdır. Duygusal yönelimi kişisel olmaktan çok kültürel bağlama, toplumsal beklentilere dayanır. Jung’un “galebe çalma” (üstün gelme) ifadesi, bu tiplerde akıl yürütme ve yargı işlevinin bilincin merkezi haline geldiğini anlatır. Kısacası: Te ve Fe dışadönük akli tiplerdir; biri dünyanın düzenini kurar, diğeri ilişkilerin uyumunu korur.

Jung ekler:

“İki tipin de akliliği nesneye yöneliktir ve nesnel verilere dayanır. Kolektif olarak akli diye düşünülene uygundur. Onlar için, genelde akli diye düşünülenin dışında hiçbir şey akli değildir. Ne var ki akıl büyük ölçüde öznel ve bireyseldir.” (Psikolojide Tipler, s. 380).

Bu tipler -yani dışadönük düşünür (Te) ve dışadönük hisseden (Fe)- aklı nesneye yöneltirler. Yani, onlar için “akıllı olmak” demek, nesnel gerçeklikle, toplumsal uzlaşmayla, ortak ölçütlerle uyum içinde olmak demektir. Akıl onlar için kolektifin onayladığı biçimde işler: genel kabul gören normlara, verilere, değerlere dayanır. Ama Jung hemen ardından bu varsayımı ters yüz eder: “Ne var ki akıl büyük ölçüde öznel ve bireyseldir.” yani “akli” olanın gerçekten rasyonel olup olmadığını kolektif değil, bireyin kendi bilinç yapısı belirler. Bu cümle, dışadönük akli tiplerin en kör noktasına işaret eder: Onlar “nesnel akıl” diye adlandırdıkları şeye itaat ederken, aslında kendi öznel doğalarını bastırırlar. Bu da onların iç dünyasında kuşku, fanatizm, ya da kişisel yoksullaşma olarak geri döner. Kısaca: Te tipi “aklı” nesnel veride bulur, Fe tipi “aklı” toplumsal uygunlukta bulur, ama her ikisi de unutur ki akıl biricik bir iç süreçtir, kolektifin standardına indirgenemez. Jung’un ima ettiği trajedi şu: “Akıllı olmaya çalışırken kendi aklını kaybetmek.”.

Discover more from filomela

Subscribe now to keep reading and get access to the full archive.

Continue reading