Dışadönük Düşünen Tip için Jung “Tanımı gereği bu tip bütün faaliyetlerini sürekli entelektüel sonuçlara bağlamaya çalışan biridir, sonuçta bu faaliyetleri hep nesnel veriler, ya nesnel olgular ya da genellikle kabul edilen fikirler yönlendirir. Bu tip nesnel gerçekliği ya da nesneye yönelik entelektüel kaideyi hem kendi hem de çevresi için geçerli ilke olarak yüceltir. İyi ve kötü bu kaideyle ölçülür, güzellik ve çirkinlik onunla belirlenir. Bu kaideye uyan her şey doğrudur; çelişen her şey yanlıştır… Dışadönük düşünen tipin kendi kaidesine tabi olması gibi, çevresindeki herkes de kendi iyiliği için bu kaideye riayet etmelidir, riayet etmeyi kabul etmeyen hatalıdır- evrensel yasaya direniyordur, bu nedenle, mantıksız, ahlaksız ve vicdansızdır.” (Psikolojide Tipler, s. 366) der. Jung burada dışadönük düşünceyi neredeyse mekanik bir ahlâk makinesi gibi tarif ediyor. Bu tip için düşünmek, yalnızca “düşünmek” değildir; bir tür kamusal temizlik operasyonudur. Gerçeği ararken aslında kendi akıl sistemini evrensel yasa gibi dayatır. Dışadönük düşünür, ölçütü hep dışarıda arar: istatistik, yasa, genel kabul, bilimsel veri, toplumsal norm. “Nesnellik” onun tanrısıdır. İçsel bir sezgi ya da öznel bir kıvılcım ona tehdit gibi gelir; çünkü o kıvılcım, sistemin dışına ışık düşürür. Dolayısıyla, kendi “mantığına” uymayanı sadece yanlış değil, aynı zamanda ahlaken yoz sayar. Kendi ölçüsünün dışında düşünmek ona göre “vicdansızlıktır”. Ama ironik olan şu: bu kadar “nesnel” olmaya çalışan tipin aslında en büyük kör noktası öznel itaatidir. Yani kendi ölçütünü bile “doğru olduğu için” değil, toplum onu öyle öğrettiği için benimser.
Jung ekler: ” Kaide yeterince kapsamlıysa sosyal hayatta reformcu, kamunun savcısı, vicdanı aklayan ya da önemli yenilikleri yayan biri olarak bu tip çok yararlı bir yol oynayabilir. Ama kaide ne kadar katıysa, tip o kadar sert bir amir, safsatacı, kendini beğenmiş olur, kendini ve başkalarını tek bir kalıba sokmaya zorlar.” (Psikolojide Tipler, s. 367). Kaide sertleştikçe akıl dogmaya dönüşür. Düşünme, artık hakikati aramak değil, itaatsizliği cezalandırmaktır. Böyle biri “mantık” kelimesinin arkasına saklanarak tiranlaşır. Jung’un ifadesiyle, katı dışadönük düşünür “vicdanı aklamak” yerine onu boğar; sistemin sınırları içinde kalmayı erdem sanır.
Yani bu tip, ilke ile insan arasındaki mesafeyi ölçemediğinde, kendi kaidesinin kurbanına dönüşür. Hakikatle değil, disiplinle nefes alır.
Leave a ReplyCancel reply